9 Ekim 2012 Salı

erkek kuzenlerin en süperi Onur ;)

Heyy günün anlam ve önemi merhaba...
Konu başlığımız erkek kuzenlerin en süperi Onur :)
Kendisi 1 yaş büyük ABİM olur;saygımız sonsuz yani,tabi sevgimiz de..
Arkadaşlığımız ilkokul sıralarına dayanır, öyle ki onun yüzünden tüm arkadaşlarım erkekti...
Gülgün hoca ikimizin de parmaklarına cetvelle vurmuştu, Günce'nin annesi ikimize de folklor dersi vermişti...
Aynı zamanlarda paten kaymayı öğrendik,aynı zamanlarda bisiklete bindik...
Yazlıkta yine aynı yaz bitlendik ;)
Dostluğumuz teenage dönemlerimize denk gelir ki malum ebeveynlerimiz kardeş olunca sorunlarımız da aynıydı,pek bi dertleşiriz o gün bugündür ;)
Kardeşliğimiz mi ? o ahirete dayanır...
Aileden yana çok şanslı olduğumu biliyorum ve sadece çekirdek ailemden yana olmadığımı da...
Bugün onun doğum günü,dilerim hep birlikte daha nice nice böyle hissedeceğimiz yaşlarımız olsun önümüzde,sağlıkla,mutluluklar ve huzurla...
Nice yaşlara teyzemin evladı,seviyorum seni :)

1 Ağustos 2012 Çarşamba

kelimen ne ?

Öyle biri olmalısın ki bi başkasıyla gittiğim yerlerin hatırasını silebilmelisin hafızamdan adeta maziyi savura savura.
Minik serçenin şarkılarına,Nazım'ın dizelerine,Koca Sinan'ın eserlerine tam göbekten yerleşmelisin.
Yediğim leziz yemeklerin yarısı senin hissi bırakmalısın ya da ne biliyim işte,
gördüğüm en güzel kare eksik olmalı içinde sen yoksan anlatabiliyor muyum ?
Son arananlarda ilk sırada olmalısın (spontone olarak tabi;)
O konser asla sensiz izlenmemeli mesela ya da o filme başkasıyla gitmemeliyim.
Ölmeden önce yapılcaklar listemi iki kişiliğe çıkartmalıyım hatta !
Şu koskoca şehirde,7 tepede yalnız hissettirmemelisin bana en azından çekirdek ailemden uzak olduğum duygusunu söküp atmalısın içimden.
Her buluşmamızda diğerlerinde olduğu gibi aslında kim olduğunu bile bilmediğim bi başkasını düşünmemeliyim artık ! Anladın mı artık ? Sanmıyorum.Evet ne kötü ki anlamadın bence sen de...peki hala...Şans mı? Şans diye bişiy var mı cidden? Belkiler,ihtimaller alayı...Boşver.
Biliyormusun kelimeler ailemi hatırlatıyor bana;annemin kelimesi "ben yaparım" mesela babamın ki "gel",sena "dikkat",şehzade "sessiz",rumeysa "come on",prenses "oleyyyy",..
şimdi söyle; senin kelimen ne? !








4 Haziran 2012 Pazartesi

aslan kaç paraparapam

hatırlamıyomusunuz bu repliği ;aslan kaç paraparapam aslan kaç parapar...
eğer 80-90 yılları arasında doğduysanız mutlaka hatırlıyor olmalısınız hatta pazar sabahları henüz kimse uyanmadan izlediğimiz çizgifilmleri,sonra barış abiyle söylediğimiz şarkıları,yediden yetmişyediyeyi,...
hangimiz paten kaymadık ki çocukken ? hani daha hızlı gitsin diye ortadaki 2 tekerleği söküyoduk ya...sonra silikon tekerleklileri çıkmıştı onların sessiz sessiz pek havalıydı tabi benim gibi solakları düşünmemişlerdi biz solakların havası sağ ayağımızda olan freni unutup sol ayağımızla durmaya çalışırken düşene kadardı ya neyse ;)
kandiller güzeldi aslında çocukken anlamı bizim için iple önünü kestiğimiz amcalar,teyzelerden aldığımız üç beş lira olan...
annem hiç izin vermezdi senayla bana; insanlardan para istenmez ayıp,ben size veririm derdi gel gör ki bütün apartmandaki çocuklar sokakta ya mum ya para yapıyor,ağır tahrik var yani biz de napalım anneme arka balkonda oynucaz diyip yangın merdivenlerinden hoopp kapıcı dairesine ordan da apartmanın altındaki pasajdan sokağa ;) annem balkonda olmadığımızı anlayınca camdan bakardı bizde otoparka saklanırdık derken babam gelir bi harçlıkta ondan koparırdık çünkü o annem gibi düşünmezdi oynasın çocuklar diye bize arka çıkardı.
Bunların hiç biri tanıdık gelmediyse bile kesin yılsonu müsamerenizde folklor oynamışsınızdır,sanırım bundan hiç birimizin kaçışı yoktu her türk genci illa ki bi bursanın ufak tefek taşları yok efenim bi kafkas gösterisinden bulunmuştur...
hadi folklorda olmadı o zaman okuldan sonra eve gelip sıdıkayı izlemedim demeyin sakın bana buna inanmam katiyen ha biraz teenage triplerindeyseniz sıdıkayı göz ucuyla izlemiş Dawson Creek fanısınızdır

ilahi çocukluk...
aslında şöyle düşünüyorum şu an ki yanlış hayatlarımızdan tamamen çocukluğumuz sorumlu,herşey o döneme bağlanıyor,bilirsiniz psikologlar bile bi sıkıntı varsa travmatik bi durum falan çocukluğa inerler hani filmlerde olur ya....tabi ya şimdi anlıyorum herşey çocukluğumuzda öğrendiklerimizden,çıkış noktası hep aynı...
o zaman sorgularken bi düşünmek lazım çocukken öğrendiklerimize bi baksanıza ;
pinokyo yalancının tekiydi,
pamuk prenses 7 erkekle beraber yaşıyordu,
robin hood bi hırsızdı,
sindrella eve geç gelirdi,...

aksini iddia edenle ölümüne polemiğe girerim nokta.

7 Mayıs 2012 Pazartesi

solağııııııııııııımmmmm beeeennnnnnnnn !


Solakmısınız ? o zaman ;
Sizde dünyada yaşayan %4 lük farklı dilimdesiniz. Evet solaksınız ve kendinizi %96 lık çogunluktan farklı hissediyorsunuz. Çünkü siz farklısınız.

*Onlar sağ elini kullanıyor ve beyinlerinin sol lobuyla algılıyorlar.
*Siz sol elinizi kullanıyor ve beyninizin sağ lobuyla algılıyorsunuz.
Onlar tüm aletleri çok kolay kullanıyor. Çünkü bu aletler onların kullanımına uygun olarak tasarlanmış.
*Siz defter kalemi bile kolay kullanamadınız. En ihtiyaç duyulan temel malzemeleri bile kullanmak için daha fazla enerji harcadınız çünkü size uygun olarak tasarlanmamışlardı.
*Onlar çalmak istedikleri müzik aletlerini her yerde bulabilirler.
*Siz ise çalmak istediğiniz müzik aletini özel olarak yaptırmak zorundasınız.
*Onlar cep telefonlarını istediği gibi kullanabilir.
*Siz kullanımınıza ters olarak dizilmiş tuşlarla uğraşırsınız.
*Onlar kahveyi fincana istediği gibi koyar.
*Siz cezveyi ters çevirirsiniz.
*Onlar cetvel kalem defter makas vb.aletleri rahatlıka kullanır.
*Oysa sizin için bunlar bazen kabusa dönüşebilir.

Aslında konu çok göreceli yani zorlukları olduğu kadar artıları bile var yine bakış acısı...mesela basketbolcular sol elini kullabilmek için kursa gidiyorlar ayrıca çatal bıcak kullanırken, bıcakla kestikten sonra sol eldeki çatalı sağ ele transfer etme işinden kurtularak afiyetle yemeğe devam ediyosun ;) ps*masa yuvarlaksa yandakinin çatal bıçağını kullandığım da olmadı değil :)


öte yandan yazarken yazinin uzerinden gecen elimin murekkebi dagitmamasi icin neler yapabilirim sorumunu hiç cevaplayamadım.Dolma kalemde hiç kaçışın yoktur mesela kurşun kalemde de elin terledi mi bittin...arapçanın sağdan sola yazıldığını öğrendiğimde keşke bizde öyle yazsak diye düşünmemiş değilim valla :)

Gelelim araç gereçlereeee
makası nasıl tutucağımı çalışmakla geçti çocukluğum ah o dönem ödevlerinin dili olsa da...
ama asıl sıkıntı cezveeeee tabi ki bi de üstüne kahve manyağı bi babanın büyük kızıysanız sıkıntı büyük ! en leziz kahveyi yap türlü şekle gir ama fincana dökeme her yeri batır sonuç budur yani.Hadi kahve yapamıyosun ütü de zor,ekmek bile kesmek zor,pcde numlock kısmı ters,konferans salonlarındaki saldalye masaları ters hiç mi düşünmüyosun arkadşım 2 solak gelir diye...zaten gaz,fren,vites yerlerini de hep ters yapmışlar hiç bize soran yok sonra patates soyacağı diye alet çıkarmışlar ama soyamıyorsun neden sağaklar için tasarlanmış ondan olaya bak sen ! tekstilciler de hiiiç düşünmemiş bizi düğme ilikleri de ters off...tabi bi de metrobüs,vapur turnikeleri var kiiii sola akbil basıp sağdaki çakalın geçmesine sebep olmuşluğumun sayısını unuttum :S
Tüm bunların üstüne solak cocuğu olanlar felaketi önceden engellemeye çocuklarını bu sol el sevdasından vazgeçirmeye çalışırlardı haliyle.."bak yavruum bu sağ el ne güzeeel, sol el kaka sağ elini kullan oldu mu?" gibi..

Bi de bikaç solak ünlü sayayım da daha net anlayabilelim konuyu ;)
# Napolyon Bonapart
# Leonardo da Vinci
# Michelangelo
# Rafael
# Isaac Newton
# Büyük İskender
# Sezar
# Beethoven
# Picasso
# Marilyn Monroe
# Mozart
# Charlie Chaplin
# Mark Twain
# Karındeşen Jack
# Fidel Castro
# Steve Forbes
# Jimmy Carter
# Kraliçe Victoria
# Prens Charles
# Bob Dylan
# Bill Clinton
# Jimi Hendrix
# George Michael
# Paul McCartney
# Oprah Winfrey
# Albert Einstein
# Ben Stiller
# Nicole Kidman
# Arif Sağ
# Morgan Freeman




peki neden solağız ?

Neden "Solağız" sorusu uzun zamandır bilim dünyasının kafasını kurcalayan, çeşitli araştırmalarla açıklanmaya çalışılan bir soru.
Kimi araştırmacılar solaklığın kültürel bir durum olduğunu savunmuş, kimi araştırmacılar ise durumun genetik olarak kalıtılan bir olay olduğunu iddaa etmiştir. Hala tam olarak neden solak olduğumuz açıklanamamıştır; fakat bazı sonuçlara da ulaşılmıştır.
Solaklıkla ilgli ilk ciddi çalışmalar 1940'larda başlamıştır. 1940 yılında Rife isimli bir bilim insanı solak ailelerden doğan çocukların solak olma ihtimallerinin sağlak anne babadan doğan çocuklara oranla daha fazla olduğunu görmüş ve durumun kalıtımsal bir nedeninin olabileceğini öne sürmüştür. Bunu kanıtlamak için tek yumurta ikizlerini araştırmış ve tek yumurta ikizlerinin dahi birinin sağlak birinin solak olabildiğini görmüştür. Bunun sonucunda solaklığın kalıtılan bir özellik olduğunu fakat solaklık için genetik kalıtımın yanında çevresel faktörlerin de etkili olduğu sonucunu çıkartmıştır.
1977 yılında Huheey isimli bir bilim insanı ise sağlaklığın insanlığın evrimi sonuçu gerçekleştiğini düşünmüştür. Hipotezi şudur: Anneler bebeklerini sağ ya da sol kollarına yatırırlar. Sol tarafta olan bebek anne kalbinin sesini duyarak aynen anne karnında olduğu gibi sakinleşmektedir. Bu da annenin günlük işlerini yapmasında kolaylık sağlamaktadır. Sol elini kullanan anne ise bebeği sağ kucağında tuttuğunda huzursuz bebek yüzünden günlük işlerini yapamamakta ve bebeğin hayatta kalma şansı azalmaktadır. Bu yüzden sağ elini kullanan annelerin bebekleri hayatta kalma şansı arttığından dolayı türlerini devam ettirmektedirler. Yani sağlak annelerden sağlak çocuklar ve onların sağlak çocukları olarak sağlak populasyonu artmaktadır. Gerçekten de 5000 yıllık insanlık tarihinde mağara duvarlarındaki resimlerden itibaren sanat eserleri ve günlük işlerde kullanılan aletler araştırıldığında sağlaklık %93 oranında baskın olarak görülmektedir.
Bir diğer hipotez ise savaşlardaki dezavantajdan dolayı solakların populasyonunun azaldığıni ileri sürmektedir. Sağlaklar sağ elleri ile silahlarını tutarken sol elleri ile kalkanlarını tutarlar ve bu şekilde ölücül olabilecek kalbin üzerine gelen darbelerden korunurlar. Solaklar ise sol elleri ile silahlarını tuttukları için kalp bölgesi açıkta kalır ve bunun sonucunda sağlaklara göre daha ölümcül yaralanmalara maruz kalırlar. Uzun dönemde bu dezavantaj solakların populasyonunu azaltmıştır.
1940'larda yapılan ve sonradan defalarca tekrarlanan tek yumurta ikizleri çalışmaları sonucunda solaklıkta çevresel faktörlerin de etkili olduğu sonucunu çıkaran araştırmacılar bu alana yoğunlaşmışlardır. 1990'larda yapılan bir çalışmada solak kadınların meme kanserine yakalanma oranının sağlak kadınlara göre daha düşük olduğunu açıklayan bir araştırma sonucunda anne karnında testosteron hormonuna fazla maruziyetin solak olmakta etkili olabileceği öne sürülmüştür. Meme kanseri ile ilgili araştırmanın doğruluğu bilim dünyasında çokca tartışılsa da anne karnında maruz kalınan hormon miktarı solak olmakta hala araştırılan bir hipotezdir.
Yıl 2003' e geldiğinde bilim insanları solaklığa neden olabilecek bir genin bulunduğu/keşfedildiği dünyaya duyuruldular. 2. kromozomda yerleşmiş olan bu gen HSR (Hand Skill, Relative) ismini taşımaktadır. (Genin kromozom üzerindeki yerleşimini görmek isterseniz tıklayın.)
Bu gen ile saçın çıkış yönü, şizofreni hastalığı ve sinir sistemi asmetrisi arasında ilişkiler bulunmaktadır. Şu anki bilgilerimizle bu gen ile solaklık arasında kesin bir ilişki var. Fakat bu geni taşıyan her insan solak olmuyor.
Sonuç olarak ne yazık ki nenden solak olduğumuzu, daha doğrusu insanlarda bu durumun "hastalık" olarak algılanmasına neden olan "neden sayımız bu kadar az" sorusunun cevabını hala bilmiyoruz.


Evet solağım,sol elimle yazıyorum,sağ lobumla aldılıyorum ve mutluyum...Şimdi dağılabilirsiniz!...

*alıntı yapılmıştır.

21 Nisan 2012 Cumartesi

Anne ben 24 oldum !



merhaba hande ben terapiye dünyadan katılıyorum 23 yıldır kahve bağımlısıyım pardon an itibariyle yaş 24 oldu ki bu yolun %32.857142'si eder dante gibi ortasına yaklaşmamışım ya daha varmış baya rahat olun ama düşündüm de en büyük hayal kırıklıklarından biri de "yaş otuz beş yolun yarısı eder" diyen Cahit Sıtkı Tarancı'nın 70 değil de 46 yaşında ölmesi değil midir ?..Neyse düşündüm de düşünmesem de olurmuş ;)

Bazen hayatım boyunca en büyük derdim "akşam ne yemek yapsam"olsun istiyorum sonra monotonluktan ölmüş bi ev kadını görüyorum geçiyor...ya da en çok korktuğum seyin yaşlanmak olamasına rağmen yaşlı bi kadın olup en büyük korkumun "yarın ki hava durumu" olmasını istiyorum sonra geçiyor...neden sonra anlıyorum ki kaç yaşımda hangi konumda olursam olayım okuyarak,çalışarak,tembellik yaparak,hep bi yerlere yetişmeye çalışarak ya da bekleyerek kaçırmamalı hayatı !

Bu saçma ruh halimle bu yaşımdan isteğim artık hayır diyebilmeyi öğrenmek,-tüh'lü geçmiş zaman kipi kullanmamak,
efendime söyliyiiiimm kaldıramayacağım durumları ciddiye almamaya devam etmek, şımarıklıklarımı aşıp şükre geçmek istiyorum.
bi de hani hali vakti yerinde bi yalnızlığım var diyorum ya işte bu yaşımda hayallerimin biriyle tanışıp anlaştığını görmek istiyorum sanırım.( yazar burda birinin yüzündeki gülümseme sebebi olmayı istediğini kastediyor ;)
az önce hayal dedim ya hayal değil hedef olsun istiyorum bu yaşımda artık onlar çünkü hayal kırıklıkları bana kalmasın artık.
her günüm dünü telafi etsin istiyorum 24ümde ve artık bazı şeyleri berlin duvarı gibi koca bi engel olarak değil de hayali bi çit olarak ayakta tutabilmeyi de istiyorum.
Tabi bu yaşımda da stabil kalmak istemiyorum yine mobil hayatla nefes almak istiyorum hatta daha da mobil en mobil ;)
def etmeye kıyamadığım için bazı insanları sevmek zorunda kalmamak istiyorum bu yaşımda artıkkkk.
Hiç bi yaşımda bi insan sarrafı otaritesi olamıycağımı biliyorum ama artık bazı nokta atışlarımın olmasını başarmak istiyorum en azından bazı insanlarda.
giren şemsiyelerin hepsinin açıldığını anlayıp büyük laflar etmemeyi de öğrenmeliyim 24ümde...
son olarak her yaşımda dileğidim gibi bu yaşımdan da huzur istiyorum rabbimden...ne kadar dersen o kadar işte; tavanına kadar sokağın,dibine kadar cehennemin !

işte bu yaşımdan istediklerim bunlar ya tutarsa ;)
Yani aslında bunlar doğum günü ritüelini tamamlamak için biliyorum yoksa bi sürü iyi dilekleri olan özel günler gördüm,diğer günlerden daha sıradan günlerdi...

Onun dışında iyi ki var dediklerim yanımda,keşke olsa dediklerimin içimde,hiç olmasaydı dediklerim aklımda,hep olsa dediklerim kalbimde

bu yaşımda da güzergahımın burnumun diki olması dileğiyle ;)

8 Nisan 2012 Pazar

hastasıyıııııııııııız



falan fıstık değil tabi ki ! harbi şeylerin hastasıyız biz,romantikliğin bi alemi yok yani ;)

közlenmiş kırmızı biberin tadının,
yağmurdan sonra tüm havayı kaplayan toprağın kokusunun,
sabahları "handAblaaaaa uyaaannn" diyen prensesin öpücüğüyle uyanmanın,
babamın hazırlardığı meyve tabağının o hiçbi yerde almadığım lezzetinin,
annemin diktiği kıyafetlerimi giymenin zevkinin,
şölen tadındaki pazar kahvaltılarının,
5 kardeş kurduğumuz hayallerin,
annemle yaptığımız dedikoduların,
babamla kurtardığımız dünyanın,
bahar akşamları tam günbatımında yapılan sahil yürüyüşlerinin,
geceleri herkes uyuduktan sonra evin sessiz fonunda inceden çalan coldplay eşliğinde bişeyler karalamanın,
kardeş gecelerinde birlikte izlediğimiz filmlerin,
kuzen buluşmalarında bitmek bilmez geyiklerin,eğlenmenin,sohbetin,
artık kardeşim dediğim arkadaşlarınümla amaaaan sabahlar olmasııınn muhabbetlerinin,
yorgun günün üstüne şöyle güzel bi kahvenin,
et yemeklerinin üstüne yakılan black djarumun,
o ara çok sevdiğim şarkıyla güne başlamanın,
fb-gs derbisi sonrası pisi pisileri kadıköyden kafaları önlerinde yollamanın,
rastgele başladığım kitabı çok sevmenin,
radyoda aniden çıkan 90lar şarkısını mırıldanmanın temiz hastasıyım.
       Bi de tüm bunların dışında o anlattığım sahil yürüyüşlerini yaparken attığım her adım için,o muhteşem şarkıları,sesleri duyabildiğim için,harika romanları okuyabildiğim için,leziz kahvelerin kokusunu içime çekebildiğim için,gördüğüm her güzellik için teşekkürler allahım.

2 Mart 2012 Cuma

göçebe ruhum...


 

Duvardaki ahşap lambriye mat bi cila atılsa,yerdeki eski balık sırtı parkelere bi sistre,ev sahibinden kalan mermer avizenin ampülleri de mum ampül olursa havası değişebilir bence bu odanın...akşamları duvar apliklerini açarak,perdelerin iki yana toplandığı camlardan kafamı uzatarak da olsa tarihi yarım adayı görebiliyorum fıstıkağacındaki bu evden...
Dün akşam da bahariyede başka bir evde başımı yastığa koyduğumda "buranın merkezi olmasını sevdiğimi" düşündüm,bi önceki gece beykozdaki evde gece lambamın FSM köprüsünün ışıkları olması bile "yolda çok vaktim geçiyor cık olmaz" demekten kendimi alamamıştım
Karşısı mı ? yoook asla olmaz 2 yıl Bursa-İstanbul mekik dokuduktan sonra bundan sonra bi de kıta atlamıyım mümkünse hergün..
...

Sanırım düzenin aksine rastgeleliği başarabilitem oluşuyor bu yaşam stilimle...
Yalnız bu arada biri şekerime artık saçmalamaması gerektiğini söyleyebilir mi acaba,tamam şu ara çok düzensiz yaşıyorum farkındayım ama asıl şimdi rahat bırakmalı söyleyin ona söz yerleşik düzene geçince daha çok ilgilenicem onunla valla ya haşlanmış sebzelerden,ızgara tavuklardan oluşan böyle tatsız tuzsuz,ıvır zıvırlardan uzak tırnak içinde sağlıklı bi düzen yapıcam söz ama şimdi beni çikolatalarımla,mısırlı pilavlarımla,hamburgerlerimle,patates kızartmalarımla yalnız bıraksın ya bak çikolata mutluluk hissi falan herşeyin başı hormonlar biliyosun...ama dediğim gibi yerleşik düzene geçince bunların hepsi bitecek ( yerleşik düzen de neyse tarih kitaplarındaki tanımlar gibi;M.S 2012 yıllarında Uluçınar soyundan Hande yerleşik düzene geçti blablabla :)

Neyse hayatınızın sonuna kadar unutmayacağınız anlar vardır ya hani işte tam da onu yaşıyorum.
*kendime not:bu kadar kasma handecim arada bi nadasa bırak koku geliyor bak yazık olur sonra emi?

21 Ocak 2012 Cumartesi

1000 kişiye sorduk en popüler cevabı arıyoruz;Sizce 90lar ?..


          Bugün Twitter Turkey Trends'de #bence90lar tagini görünce aklıma hepsi bir bir sıralandı e twitter'ın malum 140 karakter sınırı da buna izin vermeyince buraya sıralamak istedim;1000 kişiye sorduk en popüler cevabı arıyoruz,gerçi twitter cemaati yine tt'lere bakarsak en popüler cevabın "Çılgın Bediş" olduğuna karar verdi ama #bence90lar ;
         Pazar sabahları kargalar b*klarını yemeden uyanıp çizgifilm izlemek ev ahalisi uyandıktan sonra geç yapılan pazar kahvaltısıyla birlikte "Adam Olacak Çocuk" izleyip, o çocuklar gibi taburenin üzerinde şarkı söylemekti...tabi akşamları da banyo yaptıktan sonra bizimkileri izlemeden yatmamaktı,


bence 90lar teyplerde kasetlere ses kaydedip,dinlemekti,
susam sokağını izlemekti bence 90lar,pokemon izlemekti,
bence 90 lar kuzenim Onur'a hacdan gelen casio saatti,
sadece paten sürmek değil bisiklete de patenle binebilmekti 90lar,
bence 90lar gameboy'daki tetriste level atlayabilmek,atari de mario sevdiceğine kavuşturabilmekti,
bence 90lar rotringci mi tombowcu mu olduğuna karar vermekti,
resim dersinde 24lü,48li monomi boyalarını çıkarmaktı 90 lar,
solo testi bitirebilmekti biraz da 90lar,
bence 90 lar ilk ingilizce şarkıyı öğrenmekdi,dido,eminem dinlemekti,
90lar kartelin,Dawson Creek'in,Tarkan'ın,Spice Girls'ün posterlerini asmaktı odanın duvarlarına,
Kışın harley bot,yazın george hog ayakkabılardan  giymek için anneye babaya bilumum yalakalık yapmaktı bence 90lar
cosmogirl,heygirl dergilerini takip etmek bi havalara girmekti 90lar,
bence 90lar taytlı,t-shirt takımlardan giymekti,
vatkalı kazaklarıyla ANNEM di 90lar,
e tabi unutmadan bence 90lar leblebi tozuydu,oraletti,probisti,sulugöz,çekmeceli çikolataydı...
90larda çocuk olmak güzeldi vesselam


15 Ocak 2012 Pazar

iyi ki doğdun yaşam koçuuuumm



              Bugün arkadaşım,dostum,sırdaşım,yaşam koçum annemin doğum günüüü...


       Erkeklerin genlerinden geldiğimiz düşüncesi kabul gördüğüne göre annaneme annemi dünyaya getirdiği için teşekkür ettikten sonra babama da annemle evlendiği ve bize böyle bi anneye sahip olma şansı verdiği için teşekkür ediyorum.(evet çok uzun bi cümle oldu bi an hiç bitmiycek sandınız farkındayım ama başka türlü toparlayamadım valla ;)
        Biliyorum herkes için annesi dünyanın "en" annesidir;en güzel,en iyi kalpli,en zarif,en mükemmel,en...ve tabi ki benim annem de benim için "en anne"...
Ve aslında burda uzun uzun anlatabilirim tabi bu yıl 49una basan annemi ama hangi kelimelerle onu bilemiyorum şu an...Sadece şunu biliyorum ki eğer cennet annelerin ayakları altındaysa anneminki güzel bi parsel olmalı !