6 Mart 2017 Pazartesi

garip.

Hep kendimi dunyanin en garip insani olarak dusundum. Fakat sonra dunyada ne kadar cok insan oldugunu dusunmeye basladim. Bu kadar cok insan arasindan elbet benim gibi biri olmaliydi,kendini benzer yonlerden tuhaf ve kusurlu hissedden. Sonra onu hayal etmeye basladim. Bir yerlerde oturmus onun da beni dusunuyor oldugunu hayal ettim. Yani eger bir yerlerdeysen ve bunu okuyorsan ve bunu biliyorsan evet,bu dogru ben buradayim ve en as senin kadar garibim.
Frida Kahlo
20/02/2017 - Revolution/Cambridge

14 Kasım 2016 Pazartesi

                Hyperborea series by Anton Ginzburg






Sevdiğimiz kişi öldüğünde sağ kalmak suçunun kefaretini yüreğimize işleyen yeğin bir pişmanlıkla ödemek...
Sabah yeniden hatırlamaktır yaşamayı diyor ya Turgut Uyar öyle hatırlıyoruz...
Olacak olan oluyor, geçmeyecek sandığımız geçiyor. Hayat bu.
Bazı anların üzerine durmadan düşünmek öyle faydasız ki. Ah insan...Bunca düşünmek için fazla ölümlüyüz.
#mekanıncennetolsunmert

11 Ekim 2016 Salı

sinirşeylersinirşeylersinirşeylersinirşeylersinirşeylersinirşeylersinirşeylersinirşeylersinirşeylersinirşeylersinirşeyler


Usbyi bi kerede takabilsem,nitczheyi Google'a bakmadan yazabilsem, avm ve bilumum yerlerdeki lavabo musluklarında su kapanmadan bi kerede ellerimi yıkayabilsem, market poşetlerini kasiyer yardımı olmadan açabilsem,apartmandaki sensörlü ışık sönmeden ayakkabımı giyip asansöre binebilsem.damlayan musluğu duymamazlıktan gelebilsem, downloadın zart diye ilerleyip bittiğini görebilsem,bebeklerin özellikle iğrenç ağlayan modellerinin yolculuk yapmasını engelleyen kanunun çıktığını görebilsem,bir şey forward ederken her seferinde 3543123514 kişiye teker teker tıklayıp en sonunda select all butonunu fark etmesem,kulaklığın kablosunun kördüğüm olmadan çantadan çıktığını görebilsem, karşıma çıkan her markette icetea light olduğunu görsem,bulaşık makinesini başlattığımda arkamı döner dönmez masada beliren kaseler, ocaktaki boş tencereler olmasa,okuduğum gazeteyi kitabı vs. göz ucuyla okuyan insanlar ölse,hız çağında yaşadığımızın halaa farkına varmayıp sokakta mıy mıy yürüyen insanlar olmasa, iş günlerinde uyanamazken off günlerde sabahın zortunda kalkmasam, bla bla blaaaa tüm bu sinir şeyler olmasa atmışımda nalları dikmek yerine daha yaşarım da böyle hiç uğraşamam gibi geliyor.



16 Haziran 2016 Perşembe

iyi ki!

kafamın içinde sezen aksu şarkıları çaldıran adama;




mutsuzdum..mutsuzluk sürgünü bitmez sanıyordum sen çıktın bende çıktım kuyulardan..


Kalbimin ritmini değiştiren bana mikro dünyamdan makro duygular hissettiren adam bugün doğmuş.
Bugün anladım yanında olamayınca mesele ne kadar yeni olduğu değilmiş mesele ne kadar yol aldığımızmış..


Doğru adam dediğin; Minik serçenin şarkılarına,Nazım'ın dizelerine,Koca Sinan'ın eserlerine tam göbekten yerleşmeli derdim ben hep tam da öyle yerini buldun sen!
Yediğin lokmanın yarısı onun hissi varsa tamam der babam hep tam da yarısındasın sen!
Gördüğüm en güzel kare eksik olmalı içinde 'o' yoksa derdim eksik kareler sensiz!






Şimdi sen varsın diye her yer her zaman çok güzel,
senin olduğun yer bana tamam,
senin karşıma çıktığın gün en özel günümmüş meğer,
sen her gece dualarımdasın,
sen en güzel şeylerin başlangıcısın,
sen geldiğin gün tüm kötü günler bitti.






Güvenemiyorum da bu yaşadıklarıma hayal olabilir yani..
Ne olur anı olma!


Şimdi benim bütün derdim özlem..
Şimdi sen aklıma gelince herşey gülümsüyor
Şimdi artık iflah olmam ben.


İyi ki varsın,
Sevgilin.





10 Kasım 2015 Salı

Üç Nokta

Üç nokta aşktır...
Her nokta gizli bir Ahtır!..
Seviyorum deyip haykıramamaktır...
Boğazda düğümlenen iki çift sözdür...
Dilin lal, gönlün melal olduğu andır...
Gözlerden süzülmeyen iki damla gözyaşıdır...
Hissedilen fakat bir türlü yazılamayandır...
Kelimelerin kifayetsiz kaldığı andır...
Üç nokta; bitmeyendir bitemeyendir...

Mevlana Celaleddin Rumi

15 Ekim 2015 Perşembe

zannediyoruz

Kendimizi özgür zannediyoruz oysaki sadece ipimiz biraz uzun bırakmışlar.Sınırlara gelince fark ediliyor bu.Dışarı çıkmak isterken kendini cama vurup duran yarı delirmiş karasinekler gibiyken.Sadece geceleri,yapayalnız ve yalınayakken anlaşılabilecek şeyler var.
Emrah Serbes

22 Eylül 2015 Salı

Trenler de Ahşaptır




Tren, uçak gibi üstümüzden, vapur gibi kıyımızdan geçmez, tren içimizden geçer, o yüzden böyle yakındır bize.
---
Diğer vasıtalar fazlalığı taşıyadursunlar, tren içimizdeki çokluğu, çocukluğu taşımıştır, taşıyıp durur.O yüzden artık "yolculuk nereye?" diye sormanın da anlamı yoktur.Yolculuk buraya kadardır..Çocukluğu da, buharlı yolculukları da emanete brakma zamanıdır.
---
Saatin yarım olma hali, şairin dediği gibi insan olma halidir, vaktidir.Saat yarımsa zaman bizdendir; saat onikiotuzsa zaman bize küsülüdür.
---
Galiba istasyonlara hiç bebek bırakmıyorlar, daha çok camilere bırakıyorlar, üzerine de "adını garip koyun, büyüyünce bulurum" diye yazıyorlar.İstasyonun küçük bahçesine, istasyon şefinin kapısına bırakılırsa, hani karakollarda polisler, "kader" koyuyorlar ya terkedilmiş çocukların adını, onun gibi, "kader"i değişecek belki de...
---
Çünkü biz artık ayrı zamanların acılarıyız, ayrı acıların insanlarıyız.
---
Hem aslında tren ne doğuya, ne batıya gider,tren içimizdeki yolculuktur.
---
Hiçbir şeyi hiçbir şeyle dolduramamanın sıkıntısıdır.Hiçbir şeyin hiçbir şeyin yerine geçmediğini anlarsınız bazen yolculuğun sonunda.

Trenler de Ahşaptır
Haydar Ergülen